Tahmini okuma süresi: 4 dakika

Hiç düşündünüz mü bir günde ne kadar hazır yiyecek tüketiyorsunuz? Şehirde olunca, hem hayatın hızına ayak uydurmak için, hem de elinizin altında olduğundan insan ister istemez zaten tükettiği yiyeceklerin çoğunu hazır olarak alıyor. Bırakın fastfood falan, içtiğiniz portakal suyunun bile sıkılmışı markette var, ne uğraşacaksınız sıkmakla.

Benim şehir modelim çok pis. Pizza, hamburger, dürüm, kebap ne ararsan var. Var ya, bulgura baharatı doldurup gazladıkları çakma çiğ köfteyi bile zaman zaman hapur hupur götürüyorum. Sabah kahvaltısında ya poğaça, ya da param bir taraflarıma battıysa croissant. Kahveler Starbucks, Nero, Kahve Dünyası. Öğlen yemekleri zaten yemek sepeti veya en sağlıklısı esnaf lokantası (düşünün artık ne kadar sağlıklı), e bir akşam kalıyor. Onda da ya yine dışarıda yemek, ya da kırk yılın başında evde yapılan yemek yeniyor. Tabii ben kendimi anlatıyorum, herkeste bu değişir ama çok da farklı olduğunu zannetmiyorum.

Derken geldik buraya, bizim kırsala. Aaa, sabah kahvaltısı diye bir şey varmış gerçekten yahu. Hani böyle yumurtalı, peynirli, domatesli, zeytinli olan. Siz ona Pazar kahvaltısı diyorsunuz. Ona biz sabah kahvaltısı diyoruz, gündelik bir şey. Yoksa aç kalırsın zaten, çünkü en yakın pastane 5km. Öğlen yemeği yemek için yemek sepetine girdim, utanmazlar, bir tane bile bizim köye servis yapan lokanta çıkmadı anasını satayım. Mecburen, artık çorba, morba buluyoruz yiyecek bir şeyler. Akşam da öyle. Yok ki şöyle güzel bir homemade hamburgerci de, sorsunlar köfteniz nasıl pişsin diye, ben de diyeyim orta. Patatesiniz? Baharatlı olsun lütfen… Kaldık açıkta iyi mi? Biz de çok canımız çekerse evde yapıyoruz ne yapalım. Hatta bu aralar sushi’ye sardım. Malzemeleri getiriyorum İstanbul’dan. Yapıyorum burada. Yaza kadar ismimi Neptün-San ‘a değiştirecek kıvama geleceğim. Bu arada, Çin’de bana Neptün diyemedikleri için, Neptün’ün Çincesi Hai Wang diyorlardı, yazınca çok afili de söyleyince hayvan oluyor, 3 sene hayvan diye çağırıldık yani, iyi mi?. O da araya bir nükte.

IMG_20170219_185658_154

Mortepe yapımı Neptün-San sushileri

Nerede kalmıştık? Nasıl da şartlar değişince insanın yedikleri, yemek alışkanlıkları değişiyormuş. Ha, bu kötü mü? Tam tersi, sağlıklı beslenmeye başladık yahu. Hayatımızdan “junk food” bir anda çıktı. O çıkınca otomatik olarak kola, ice tea v.s. de çıktı. Ve zaten bunun farkını insan aynada kendisi de görüyor. Hani erkeğin iftiharı yandaki simitleri (a.k.a. love handle) var ya, vallaha da billaha da gidiyor.. İki kap ev yemeği ye, üç kova odun taşı, gitti o fazlalıklar.

Ama tabii o eksikliğin yerini bir şeyle doldurmak lazım. O da  ev yapımı bira, şarap. Sağ olsun Türkiyem içki almaya kalktığında o kadar olağan dışı paralar ödüyoruz ki, artık insanın bir bira bile alırken ödediği para içine dokunuyor. El âlem suya 1.5 EU, biraya 1 EU para öderken, şarabın mis gibi olanını marketten rahat rahat 3 bilemedin 4 EU.-‘ya alırken biz bir bira, şarap içeceğiz diye varımızı yoğumuz vermemiz gerekiyor. Şarabın 4 EU’luk olanını Türkiye’de alırsan 2 gün tat alma duyunu yitiriyorsun. İyi de buna can mı dayanır? Çözümü kendi biranı, şarabını kendin üreteceksin. Rahatça yazıyorum çünkü kendin içeceksen belirli bir limitte bu halâ, yasal. Fazla afişe edersek yasak ederler iki güne… Tamam yasal da, hadi yapsana şehirde apartman dairesinde bu işleri. Hanım da senin kafadaysa belki, ufak bir ihtimal banyoya, mutfağa kurarsın düzeneğini de, yok değilse zaten kapı dışarı edilirsin, biracıklarınla birlikte soğukta köprü altında ateş yakar, ısınır, içersin.

Şarap dediğin bayağı meşakkatli bir iş. Öyle bilmeden, daha önce bu işi yapmış birisinden destek almadan yaparsan, sonunda bütün mahalleye yetecek sirken olur, her gün salata yersin ki, senin o sirken bitsin. Ha en kötüsü, ekolojik yaşamayı seviyoruz ya, sabah akşam sirkeyle evi temizlersin, ama o zamanda turşucu dükkanında yaşıyormuş gibi kokabilir ev ama yapacak bir şey yok bitirecen o sirkeyi. Bira dediğin daha temiz. Kafayı kırdıysan al arpayı kaynat, suyunu çıkar, uğraş, didin ama gavur o işi çözmüş. Hazır kitlerini alıyorsun, suyun içine karıştır, şekerini ekle, 3 hafta bekle oldu sana bira. Nescafe’nin bira versiyonu, Nesbira… Hem de ne bira. Bir daha almazsın Efes, Tuborg. Şimdi reklam yapmayayım, adamlara zaten bayağı müşteri kazandırdık ama bu kitleri satan bir firma var Türkiye’de. Merak ediyorsunuz değil mi? Hayatta söylemem, sonra alacağımız zaman neye baksak “stok tükendi” yazıyor, biz kalıyoruz açıkta. Bu yöntemi bulduk ya, Allah inandırsın Avrupa’dan daha ucuza içiyoruz biraları artık. Şu işin kolayı olsa, viskiye de gireceğiz ama sonumuz Al Capone’a döner, gerek yok. Biramızla iyiyiz..

Mortepe yapımı Neptun's Brewery biraları

Mortepe yapımı Neptun’s Brewery biraları

Sizin anlayacağınız, kırsalda yiyecek içecek dedin mi, kendin pişir kendin ye. Zaten istesen de pişmişini bulamıyorsun. Hele bir de biraz ekmeye biçmeye de merak varsa, oh organik yiyecekler masada. Üstüne bir de odun taşıdınız mıydı, 3 güne kalmaz hanımlar Victoria, beyler David Beckham’a döner.. Onlar çok metroseksüel, biz onların kırsal modeli diyelim… İşte biz de o hayallerle yaşıyoruz ama idare edin artık 🙂

Ah be işte o son birayı içmeyecektim, yoksa çıkacaktı bu sefer benim six pack… Yine olmadı.

 

 

Facebooktwitterpinterest

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Barkod Etiketi üretimi yapan firmaların işi ciddi bir iştir. Bu anlamda sizin de hangi firmayla çalışma yatığınız çok büyük önem taşır. Kullanım alanı sınırsızdır. Her alanda ve her sektörde bu etiketlere ihtiyaç duyulur. Etiket çeşitleri ve Barkod etiketleri, seri üretimle hazırlanmaktadır. Etiketler ahşap, plastik, metal ya da cam gibi ambalajlı ürünlerin üzerilerine ugulanır.
Botoks esas olarak ciltte kırışık azaltmak amacıyla çok yaygın kullanılmaktadır ve tehlikeli bir yan etkisi bilinmemektedir. Mide botoksu uygulaması ise standart bir endoskopik işlem olduğundan literatürde bildirilmiş önemli bir yan etkisi bulunmamaktadır. Kas hastalığı olanlar ve botoksa karşı alerjisi olan kişilerde işlemin uygulanması uygun değildir. Botoks işlemleri genel olarak estetik operasyonlarda, ciltteki kırışıklıkları azaltmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu noktada hem estetik, hem de obezite tedavisi amaçlı yapılan botoks uygulamalarının uygun hastalara yapıldığında bilinen herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Kas hastalığı yaşayan, botoks alerjisi olduğunu düşünen ve gastrit, ülser vb. mide rahatsızlığı olan hastalar durumlarının hekimlerine belirtmeli ve gerekli tetkiklerin yapıldığına dikkat etmelidir. Bunun yanı sıra hastaların botoks uygulaması yaptırırken tecrübeli bir hekim ve tam donanımlı bir hastane tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır.

Nasıl uygulanır?

Anestezi Hekimi eşliğinde endoskopik yöntemle kesisiz olarak mideye ulaşılır ve mide içerisinde ortalama 20 noktaya yapılan Botulinum toksini sayesinde uzun açlık süresi, geç acıkma, iştah kontrolü ve çabuk doyma gibi etkiler kazandırılan hasta hızla kilo verir.

İşlem endoskopik yolla, ameliyat riskine girmeden ve özel bir hazırlığa gerek duyulmadan yapılabilmekte ve 10-15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanabilmektedir. 1-2 saat sonra kişi sosyal yaşantısına dönebilir.

Mide botoksu sonrasında nelere dikkat etmek gerekir?

Fastfood gibi hızlı tüketilen gıdalar, asitli içecekler tüketilmesi zararlıdır. Botoks uygulanan hastalar daha geç acıkmakta, daha az porsiyonlarla doymakta, daha erken tokluk hissetmektedir.

Mide Botoksu Kimler için Uygundur?

Mide botoksu aslında kilo vermek isteyen herkese uygulanabilir. Bu işlem bir ameliyat değildir. Ancak hasta seçimi önemlidir. Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan ve ameliyat ile başarı elde edilebilecek hastalarda mide botoksunun çok faydalı olmayacağını söylemek gerekir. Bu noktada fazla kiloları olan ama ameliyat edilecek kadar da obez olmayan ve kilo vermek isteyen hastalar ideal hasta grubunu oluşturur. Midesinde ülser veya gasrit olan hastalarda ise öncelikle bu hastalıkların uygun tedavisi gerçekleştirildikten sonra mide botoksu uygulanabilir.