Tahmini okuma süresi: 4 dakika

 

Çiçekler, böcekler.. Aman da efendim şehirde trafik var, bomba var, hayat pahalı. Ohhh biz burada keyifle doğanın içinde manzaraya karşı hayatımızı yaşıyoruz dedik size değil mi?

Sonunda n’oldu? Balkanlar’dan gelen soğuk ve yağışlı hava, bütün havamızı tıs diye söndürdü.  Kıçımızın donmasını azaltmak için katmanlar halinde 5 üst, 3 alt kat üst üste giyip hayatımıza yeni bir boyut getirdik. Dışarıdan baktığında ben bayağı yapılı bir adam olarak gözüküyorum artık. Bu soğuk bir o işe yaradı.

Hâl böyle olunca, şehirden kaçmak isteyenlere rehber olacağız demiştik, bir rehber yazısıyla kışın nelere dikkat etmek lazım onu yazayım. Fakat bu yazının siz şehirdekilere hiçbir faydası yoktur. Koyun bir kenara kaçmaya karar verirseniz tekrar okursunuz.

Bir kere bu iş bildiğin tecrübe gerektiriyor. İlk sene illâ ki bir donacan. Kaçışı yok.  Geçen sene romantik bir havayla burada yılbaşını geçirmeye kalktığımızda, ilk gün hava bir soğudu eksi bilmem kaç, biz tabii tıfıl, yattık kalktık, sabah dişlerimizi fırçalayacağız suyu bir açtık. Ta taaammm, sular donmuş. Ulan havalar ısındı evde hâlâ su yoktu… Tam 4 günde çözüldü, hijyen yerlerde sürünüyor. Neymiş, havanın soğuduğunu görünce evde bir musluğu açık bırakacakmışsın. Akan su donmazmış. Bu sene tecrübe var tabii, taharet musluğu sürekli açık. EYVAAHH, aklıma geldi. Ben demin ihtiyaçtan sonra kapatmıştım. Bir dakika açıp hemen geliyorum…

Bekleme sırasında TRT manzara resminiz sizinle. Gençler bilmez, tek kanal zamanında yayın zırt pırt kesilirdi. Bize de yarım saat manzara resmi gösterirlerdi.

Bekleme sırasında TRT manzara resminiz sizinle.
Gençler bilmez, tek kanal zamanında yayın zırt pırt kesilirdi. Bize de yarım saat manzara resmi gösterirlerdi.

Tamam hallettim…

Evin dışında su saati, su motoru falan varsa, eski battaniye ile üstünü örteceksin. Pirinç parçaları, içindeki su donunca genleşip patlıyor. Geçen senenin bilançosu 600 TL. O yüzden yapacağınız eve eksantrik olsun diye ankastre duvarın içinde kalan duş, lavabo bataryası koymayın,  ankastrelerin iç parçaları pirinçten yapılıyor, tesadüf evde olmazsınız, suyu açık bırakamazsınız, onlar da patlar. Ondan sonra işin yoksa seramikleri, duvarı kır, değiştir. Bu işe ben çok bozuldum. Mortepe’deki eve ne bataryalar seçmiştim, hepsi yalan oldu, neyse bulurum ben onları kullanacak başka bir yer…

Şehirden çıkınca, şu izolasyon denen meretin ne kadar önemli olduğunu anlayıveriyorsun. Yine geçen sene, pencereler demir doğrama, kapıda parmağım kadar açıklık, tuvalet desen sonradan binaya nasıl eklemişlerse eklemişler içerde 3-5 şiddetinde rüzgâr esiyordu ve sonuç, tuvalete derece koydum 6 dereceydi. Yazık, bizim oğlan Riva, tuvalete girince “Baba, neden kutup ayılarının yaşadığı yerde çişimizi yapıyoruz” dedi. Bir akşam salonda oturuyorum, koridordaki kilim kapının önünden uçan halı gibi süzülerek evin içine doğru yollandı. N’oluyo lannn, cinler periler bastı dedim. Doğa anaymış meğer, dışardaki rüzgârla kilim uçtu.

Ve bu sene, Burcu’nun zorlamalarıyla, pencereler pimapen, tuvaletin çatısı içten kaplama ve köpük, kapının arkasına keçe perde. Bana kalsa hâlâ donuyorduk…

Ve geldik en can alıcı konuya: SOBA ….

Şehirde insanın ruhu duymuyor tabii, ohhh kalorifer, kombi otomatik.. Her odada petekler yansın, fosur fosur uyuyalım, dışarıda -5 derecede evde tişörtle oturalım.

Burada sobaya talim. Hele benim gibi mangal yakmaya kalkıştığı zaman bile tüttüren, hayatında kalorifer dışında hiçbir ısınma aparatı görmemiş bir şehir evladı nereden bilsin soba nasıl yanar, ne kadar ısıtır, içine ne atarsın, ne atmazsın. Geldiğimizde evde bir tane kovalı  kuzine. Nedir kuzine? Bildiniz mi? Ben kendisiyle ilk defa burada tanıştım. Sobalı ocak diyelim kendisine. Yani hem ısınıyorsun, hem de üstünde yemek pişiriyor(muş)sun.. Kova da su kovası değil, içine odunları koyduğun bir metal kovası var. Söndü mü yenisiyle değiştiriyorsun.

Fakat denilene göre, kuzine öyle evi pek iyi ısıtmazmış. Onu anladık zaten, odunları atıyoruz atıyoruz, sobalı oda en fazla 19 derece, odanın dışı Antartika… Bir de üstüne hepimiz füme et gibi kokuyoruz.

Biz öyle böyle geçen sene kaldığımız zamanlarda kuzineyle pek de sıcak olmayan bir ilişki yaşadık.

Bu sene yine Burcu’nun zorlamasıyla başka bir sobaya “upgrade” olmaya karar verdik. Verdik vermesine de ne soba alacağız ki?

Benim gibi tasarımcı, mimara sorarsan tavandan inme, havada asılı duran uçuk kaçık bir soba alırım. Pintereste baktın mı aklın başından gidiveriyor. Ama işin aslı öyle değil tabii, ısınmak lazım. Isınmayanıyla yaşadık biliyoruz.

Neyse, sağolsun soba kompetanı  Hakan arkadaşımız da bizimle geldi, gittik sobacıya. Allahım tam bir kabus. O kadar sobanın içinde eli yüzü düzgün bir tane olmaz mı yahu. Hepsinin tipi kayık, metalin üstüne tuğla desenli olanı bile var. Sonunda Hakan’ın önderliğinde, Burcu’nun kabulünde, önden camlı, gri, gayet nötr bir şey bulduk ve aldık..

20161223_123348

Kuzine dediğimiz şey budur. Hepsi de birbirinden çirkindir.

Yine kompetan arkadaşımız, ve bir diğer part time İstanbul kaçkını Ahmet arkadaşımızla birlikte sobayı kurup bir yaktık. Veee evde striptiz başladı… Kat kat kıyafetler fora.. Şu anda dışarısı -8 derece.  ev genel olarak 22 derece, evde tişört sezonu açıldı.

20161224_140716-001

Soba bilir Hakan yeni sobayı kurmak için bacayı temizlerken

Meğer kuzine ne hikâyeymiş. Bir de önden atmalı soba sönmüyor, içine attıkça yanıyor, külü de aşağıya tepsiye dökülüyor, arada tepsiyi alıp boşaltıyorsun. Aynen devam. Fakat bunun da her gün camını temizlemek gerekiyor, o da işin raconu.

Fakat, bir tasarımcının soba yakmasında şöyle bir problem var. Ne kadar odun yaktığımızı kestiremiyoruz. Çünkü yaktığımız odun zeytin. Tam odunu sobaya atacağım, “Aaa bundan çok güzel lamba olur” deyip , hop o kenara, öbürünü atacağım “Aaa, bu yakılır mı, bundan süper kesme tahtası yaparım”, hoop yana, “ya bundan acaip kalemlik yapılır” yana… Evde yarım ton yakılacak odun, 1.5 ton işlenecek odun var şimdi… Sürekli odun alıyoruz, hadi hayırlısı..

Cayır cayır yanan yeni sobamız

Cayır cayır yanan yeni sobamız

Sobayı değiştirince, haliyle bizim kuzine de boşa çıktı. Öyle olunca da yıkanırken iyice ısınalım diye onu da banyoya kurduk. Artık evde tuvaletini yaparken çay da demleyebiliyorsun.

Yani öyle bir lüks içinde yaşıyoruz. Darısı sizin başınıza…

Facebooktwitterpinterest

İlgili Yazılar

12 Responses

  1. Esra

    Merhaba,
    http://www.annesininmelegi.com ‘un editörüyüm. Yazınız çok aydınlatıcı oldu. Kuzine çok pastörel ama ısıtmayan bir detaymış notlarımıza aldım. Adım adım çok sevdiğim İstanbul’dan gitmeyi planlarken danışmak isterim. Eviniz köy içinde mi yoksa yerleşimden uzakta mı? Sık sık elektrik kesintisi oluyor mu? Sevgiler

    Cevapla
    • neptun

      Merhaba, biz de zaten adım adım İstanbul’dan kaçtık. Maalesef artık yaşanılabilecek bir yer olmaktan çıktı. Bizim şu anda oturduğumuz ev köy içinde. Güvenlik açısından soruyorsanız, Kaz Dağları civarında köyün dışında da olsanız pek bir problem yok, fakat insanın tek başına, ıssız bir yerde kalması pek eğlenceli olmuyor tabii. İstanbul’da geçenlerde zırt pırt elektrik kesilirken bizde elektrik vardı. Genelde çok elektrik kesintisi olmuyor, fakat fırtınalı günlerde zaman zaman elektrikler kesilebiliyor. Ancak o kesintiler de çok uzun, saatlerce sürmeden tamir ediliyor.

      Cevapla
    • neptun

      Merhaba, biz de zaten adım adım İstanbul’dan kaçtık. Maalesef artık yaşanılabilecek bir yer olmaktan çıktı. Bizim şu anda oturduğumuz ev köy içinde. Güvenlik açısından soruyorsanız, Kaz Dağları civarında köyün dışında da olsanız pek bir problem yok, fakat insanın tek başına, ıssız bir yerde kalması pek eğlenceli olmuyor tabii. İstanbul’da geçenlerde zırt pırt elektrik kesilirken bizde elektrik vardı. Genelde çok elektrik kesintisi olmuyor, fakat fırtınalı günlerde zaman zaman elektrikler kesilebiliyor. ancak o kesintilerde çok uzun, saatlerce sürmeden tamir ediliyor.

      Cevapla
  2. Günsu Ünlü

    Anlatım harika ama yanan odunun zeytin olduğunu okuyunca içim cız etti.
    Anlatıcının da kıyamadığını anladım ama, zeytin ağacından odun yapılması üzdü beni.
    Çok güzel yandığını da biliyorum, külü de harika temizlikte vb işlerde kullanılır.

    Cevapla
  3. Tolga

    Harika yazmışsınız. Neredeyse hepsi bizim de yaşadığımız şeyler. Fakat kuzineyi çok kolay mahkum etmişsiniz. Kovalı değil de önden beslemeli bir model seçseydiniz üzerinde yemeklerinizi pişirmenin yanısıra fırınında da ekmeklerinizi, kurabiyelerinizi yapardınız. Biz de küçük evimizde kuzine kullanıyoruz ve çok memnunuz. Zeytin konusu da aynen anlattığınız gibi. Evde kapı kolları, elbise askıları hep zeytinden. 🙂

    Bakınız kuzine:
    https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1316157075090761&set=a.1316154975090971.1073741855.100000894436983&type=3&theater

    Cevapla
    • Deniz

      Kovalı kuzineye haksızlık etmişsiniz. Şehir dışında bahçeli iki katlı bir evde oturuyoruz. Bizde doğal gazda var ama ısınma pahalıya geliyor diye alt kata kovalı kuzine kurduk. Üst katta kombi çalışıyor. Alt kat açık ısınan hava yukarıya çıktığı için kombiye katkı oluyor. Biz yüksek enerjili kömür kullanıyoruz harika ısınıyoruz. Kovalı sobanın külü tozatmama gibi bir avantajı var. Bitince kovayı değiştiriyoruz bir kaç kozalakla kömür tutuşuyor 5 dk. da salon ısınıyor. Üstten beslemeli sobaları tutuşturmak zordur koru kaçırırsanız uğraştırır. Külü alta boşaltmak için demirle ırgalarsınız kül tozar bütün eşyalar kirlenir. Hangi soba olursa olsun odun yeterince ısıtmaz çabuk geçer. Kömür candır. Çok soğuk olmayan günlerde bir kova 36 saate kadar yaniyor. Eksilerde 10-12 saat gidiyor. Alttan havalandirmalı sobaların deliğini açıp kapatarak yanma şiddetini ayarlamak kolay. Görünüşünü beğenmediğiniz kuzineler 300-400 lira civarıdır. Şık demir döküm bir kuzine 2000 liradan başlar. Sobalı kalorifer sistemi de var aklınızda olsun.

      Cevapla
  4. Mehmet KAPTAN

    ne güzel bi yazıydı o öyle masal dinler gibi bi solukta okudum .bitmesini istemedim.Bende şehir kaçkınlarındanım .

    Cevapla
  5. Derya Türker

    bu soğuk kış günlerinde, 2m kar, donmuş borular ve giderlerle uğraşırken yalnız olmadığımı hissetmek bir nebze kendimi iyi hissettirdi.
    biz de peyder pey Sapanca’nın dağlarına kaçtık. İst da evimiz olmasına rağmen dirayet gösterip bu sıkıntıları aşmaya, alışmaya, başa çıkmaya çalışıyoruz.
    Paylaşım için teşekkürler
    Keyifli günler..
    Not: Kuzine için döküm olanlardanntercih edilebilir, tıpkı eski döküm kalorifer petekleri gibi çabuk ısınıp, geç soğuyorlar, çok ısıtıyorlar 😉
    ama sizin sobanız da güzelmiş..

    Cevapla
  6. Derya

    Selamlar. .Bizlerde kırsalda yaşamda üçüncü yılı doldurduk. Elektrik kesintileri kısmen güneş olmayan günlerde oluyor. Güneş panellerinden faydalaniyoruz. Kuzinemiz var tabii..Budadığımız zeytinleri yakiyoruz. Evimizin duvarları samandan olduğu için evin içi fırın oluyor 🙂 Insan bu hayatı tercih ediyorsa herşey zamanla çözümleniyor.

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Barkod Etiketi üretimi yapan firmaların işi ciddi bir iştir. Bu anlamda sizin de hangi firmayla çalışma yatığınız çok büyük önem taşır. Kullanım alanı sınırsızdır. Her alanda ve her sektörde bu etiketlere ihtiyaç duyulur. Etiket çeşitleri ve Barkod etiketleri, seri üretimle hazırlanmaktadır. Etiketler ahşap, plastik, metal ya da cam gibi ambalajlı ürünlerin üzerilerine ugulanır.