Tahmini okuma süresi: 5 dakika

 

Şimdiye kadar neden şehirden kaçılır, kaçılırsa ne iş yapılır, çocuğa ne öğreteceksin oralarda diye  hep bir kaçış, hep bir kaçış hikayesi.. Tamam yazayım  yazayım da nereye kadar.  Dolar burada 3 TL değil ki pılı pırtıyı toplayıp buradan dolar alın da sonra İstanbul’da satın aradan komisyonla zengin olun.. Vallahi olsa iyi olurmuş ama bize de sizin gibi 3.5 liradan satıyorlar. O yüzden zaten gazı aldıysanız almışsınızdır. Almadıysanız kralını yazsak sizin kanepeden kımıldayacağınız yok. O yüzden konuyu biraz değiştirelim istedim, siz bu taşınma olayını bir düşünün, arada tekrar geliriz bu konuya, gerekiyorsa isteyenleri gaza getiririz, istemeyenler içinse “Mortepe! Bir kır macerası”, şeklinde okuturuz yazılarımızı.

Nedir bu Mortepe, nedir bu Mortepe projesi?

Aldık bir arsa, koyduk ismini de Mortepe. Fakat “Kardeşim ne yapacaksın 4.5 dönüm araziyle? Badem toplayıp, zeytinin yağını mı çıkaracaksın? Gelmişsin 46 yaşına, ne anlarsın bademden, zeytinden? Bu saatten sonra zeytine ne gübre konulur, bademin hangi dalı kesilir onunla mı uğraşacaksın?” derseniz, eee bir öğrenmek lazım tabii, öğrenmenin yaşı yok. Ama sadece öğreneceğim deyip, bırak değil mi? Ama huyum kurusun, ben böyle bir yere bakınca, tutamıyorum kendimi, bir sürü projeler geliyor aklıma, kaşınıyorum yani.

20160429_132028

İşim ne? Tasarım, mimarlık. Yaptığım işten de fazlasıyla memnunum. Dolayısıyla burada o konularla ilgili bir şey yapmasam bana ayıp. Artık İstanbul’da kafa salim durmuyor ki. Huzur içinde, salim kafayla çalışamıyorum, işime konsantre olamıyorum, o yüzden ilk önce bunu sağlayabilecek bir ortam oluşturmam lazım kendime ki kısa bir zaman içinde ahırın önüne “Ferrari”leri dizeyim 🙂 🙂 🙂

Amacım, burayı benim ve benimle birlikte bu işe kafayı yoran kişilerin, keyifle, rahatça, huzur içinde – ki bence bugünlerde çok lazım – kullanabileceği, çalışmalarını, projelerini, tasarımlarını yapabileceği, keyifle zaman geçirebileceği bir alana çevirmek.

İçinde, kuşların şakımalarının arasında işini yapalabileceğin açık çalışma alanlarının olduğu, kafayı sokup rahat bir uyku çekebilebileceğin, şarabını yudumlayıp kitabını okuyabileceğin, günün psikolojik durumuna uygun müziğini dinleyebileceğin, mal mal yatıp tavana bakacağın bir mekânın olduğu bir ortama çevirmek burayı, amaç. Fakat bunların yanında burası bir tasarımcı merkezi ise fikirlerinin gerçek hayatta neye benzediğini keşfetmek için girip modelin, prototipin yapılabileceği bir atölyenin bulunması, beraber çalışmalar yapılacak, yemekler yenilecek, müzik çalınacak çok amaçlı kullanıma uygun açık alanların bulunması da gerek. Kafa dağıtmak istendiğinde gidip bahçeden biraz incir, badem toplayacağın, “Yeter ulan çalıştığım, biraz da keyif” dediğinde, kapıdan çıkıp ormanda  yürüyüşler yapıp, bisiklete bineceğin bir mekân olması gerekiyor ki ta şehirden kalkıp oraya gittiğimize değsin. İşte böyle bir ortamı oluşturmak için de kafayı patlatmaya başladım. Dedim ya huyum kurusun duramıyorum…

Fakat böyle bir mekânı oluşturmak, doğada beton binaları dikerek olmaz bir kere. Her ne kadar bizler başka dertlerle uğraşmaktan daha vehametini anlayamamış olsak da, artık çevremize, doğaya daha duyarlı olmamız şart. Bunun olmasa da oluru yok. Yoksa çok yakın bir zamanda o bize duyarlı davranmaktan vazgeçecek, ve sana su yok derler ya, hah bir bakmışsın gerçek olmuş, su yok! İşte o yüzden de bu fikri MÜMKÜN OLDUĞUNCA, ekolojik ve sürdürülebilir tasarıma ve yaşantıya uygun bir şekilde ortaya çıkarmak gerekiyor. (Not: Yazar bu konuyu yazarken İstanbul’daydı ve yok başkanlık sistemi, Adana’da ihmal yüzünden pisi pisine yitirdiğimiz çocuklarımız , doların 3.5 TL’yi geçmesi, Avrupa’dan şutlanmamız, üstüne İstanbul’un yine patlaması, yine şehitler ve hep şehitler, kurban kelimesinin yeni eş anlamlısının şehit kelimesi olması gibi normal bir ülkede 1 senede olmayacak gündemin ve derdin 1 haftaya nasıl sıkıştığına tanık olmasından sonra, ekolojiyi yiyeyim, daha oraya gelinceye kadar ne dertler var bu ülkede, kime anlatıyorsun sen su olamayacak falan diye düşünmedi değil, ama yine de bunun da uzun vadede önemini hatırladı.)

13570158_1093011087423079_1224660454_o

Şimdi kolay tabii, sabah kalktığında bildiğin karanlık, %99’u Müslüman olan ülkemizin ihtiyacı olduğu gibi Riyad’la aynı zaman diliminde sabah namazına kalkıyoruz ve basıyoruz düğmeye, yanıyor ampuller. Canın sabah kahvesi mi istedi, bas kettle’ın düğmesine kaynasın senin kahve suyu. O makineyi alırken, iftiharla yazıyorlar. 1300 Watt. Yani güneş enerjisiyle çalıştırırsan, 1 saatlik enerjini ham yapar. Kahve içtiğin için karanlık tuvalette deliği tutturmaya çalışman lazım ki, o zaman bu elektrik denilen çarpıcı şeyin aslında o kadar da kolay bize ulaşmadığını anlayasın. Fakat, öyle olacak diye de kafayı üşütmenin anlamı yok ama, dengeyi tutturmak önemli. Gidip, ekolojik olacağım diye toprak ısısından yararlanan jeotermal sistem kurarsan, hele bir de yeni kurla, bir ev parası ödersin. Zamanı gelip de fiyatları düşerse, düşünürüz bu konuyu yine..

Anlayacağınız bu proje, bir vaka çalışması olmalı (İngilizcesi case study oluyor 🙂 ) ki, alışılagelmiş proje biçimlerinden farklı çalışılıp, malzeme, teknik açıdan bize farklı ufuklar açabilsin.

Ohhh çok da güzel olduuu, afffferim sana*, Buldun fikri, buldun proje konusunu, yöntemi falan tamam da, hadi yap bakalım bu projeyi de görelim değil mi?

*(anlayan anladı. Bir trafik kazası videosundan alıntıdır)

Evet ya, işte o öyle ha deyince olmuyor. Zaten hemen olmasın da.. Yavaş yavaş  ilerleyelim ki, zaman içinde ihtiyaçlar, yöntemler, fikirler daha belirginleşsin. Hem belki bu arada bana fikirleriyle, araştırmalarıyla, iş gücüyle  yardım etmek isteyen birileri çıkar; beraber bir atölye projesi geliştiririz, çalışma alanları üzerine kafa patlatırız, hatta atölyenin kapı tokmağını, kapısını atölyede beraber yaparız.

Ama bir yerden başlamak lazım ki hareket olsun.. O hareket de bizim kafayı sokabileceğimiz şu ev.

E, biz o eve zaten daha sizinle tanışmadan evvel  başladık bile. 🙂

20161107_122102

Zaman içinde onu da, tasarım misyonunu da, inşaatını da anlatacağım ama önce ona bir isim bulmak lazım ki, sitede bir bölüm olarak yer açayım. Ne de olsa bu konu herkesin ilgisini çekmeyebilir. İsteyen o bölüme girip okur.

Peki, nedir bu ekolojik ve sürdürülebilir tasarım? Onun izahı da merak edenler için coming soon… Fakat kısaca bizim proje için kendi kendimize yetebileceğimiz, dışarıdan elektrik, suya ihtiyaç duymayacağımız, mümkün olduğunca ağaçları, bitkileri ellemeden oluşturacağımız bir mekân ortaya çıkarmak. Amaaa, bunu yaptık diye de estetikten ve konfordan çok ödün vermek yok. Hani ziyarete gelirseniz, “Bu ne ya, yemişim ekolojik tasarımı, kıçım düzleşti, dondum, piştim, gibi negatif laflar söyleyip, yaşasın betoonnn diyerek bir an önce eve dönmek istemeyin sonra.

Amaç, mümkün olduğunca, orada bulacağımız malzemeler ve yapım teknikleriyle, şehir konforunu ayağınıza getirmek… “Maslak 1453”, 5000 TL taksit ve %1.1 den başlayan faiz avantajıyla! Konut reklamı gibi oldu bu yazı.

Daha fazla reklam yapmayım, bakarsınız işler düşündüğüm gibi gitmez. Fakat projeyi ve ilerleyişini zaman içerisinde sizlerle paylaşacağım ki, bu zamlar böyle gider ve faturaları ödeyemeyecek hâle gelirseniz, şehirden kaçtıktan sonra evinizi kendiniz yapın ve faturalardan kurtulun 😉

Facebooktwitterpinterest

İlgili Yazılar

3 Responses

  1. affan özcaner

    süpersiniz doğanın içinde doğayla yaşamak kendi işini kendi yapmak insana yaşadığını hissettiriyor ne kadar zor olsadaçok güzel kolay gelsin selamlar

    Cevapla
  2. Tuba Andic

    Merhabalar,
    Sizi bugün instagram’da beni eklemeniz sayesinde buldum. Çok da memnun oldum 🙂 Doğa’ya dönüp, onu arzu eden herkesle paylaşma projesine yeni başlayan biri olarak, yazınızı keyifle okudum.. Herşeyin, umduğunuzdan çok daha iyi gitmesi dileğiyle.. Sevgiler

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Barkod Etiketi üretimi yapan firmaların işi ciddi bir iştir. Bu anlamda sizin de hangi firmayla çalışma yatığınız çok büyük önem taşır. Kullanım alanı sınırsızdır. Her alanda ve her sektörde bu etiketlere ihtiyaç duyulur. Etiket çeşitleri ve Barkod etiketleri, seri üretimle hazırlanmaktadır. Etiketler ahşap, plastik, metal ya da cam gibi ambalajlı ürünlerin üzerilerine ugulanır.