Tahmini okuma süresi: 5 dakika

 

Bu bir reklamdır. Ürünün kullanım amacı değişik olabilir, fakat olsun. Reklam işte.

Size bu memlekette zengin olmak için çok sihirli bir formül sunuyorum.

Karayollarından tanıdık vasıtasıyla bir asfalt çalışması ihalesi kapacaksınız, bir oto kuaförünüz olacak, bir de Coca Cola bayiliğiniz oldu mu, iş bitti.

Şimdi “kardeşim sen ne diyorsun?” diyorsunuz değil mi?

Buyurun baştan anlatıyorum.

Eski yazılarımızı okuyanlar bilir, bundan birkaç ay önce, o feci kış sıralarında bizim buralarda bir sel oldu. Ortalık öyle bir dağıldı ki, köye çıkan yollardaki asfaltlar kalktı, yollar delik deşik oldu. ( Merak edenler için yazının linki : http://mortepe.com/toprak-ananin-intikami/ )

Hal böyle olunca, kasabadan köye çıkmak da eziyet oldu, hele ki küçük arabalar için bir felaket. Devletimiz de sağolsun, karayolları, belediyeler çalışıyor tabii. İlkbahar gelince dediler ki, hele şu köy yollarını bir yapalım, düzeltelim, asfaltlayalım da vatandaş mağdur olmasın, evine işine TERTEMİZ ve rahat gitsin, gelsin. Ne o öyle her yolculuk bir offroad yarışı gibi.

Hemen bir dozer yolladılar. İçinde 70 yaşında bir amca, yolun ortasında koca dozeri durdurup olmayan trafiği şehir kıvamına getirip, etrafla muhabbet etmekten arda kalan zamanda yolları düzeltti. Düzeltirken de kenarlarda çiçek böcek ne varsa sildi süpürdü. Tam da ben yol kenarındaki kantaron çiçeklerini toplayacaktım, bir geldim dikenli çalı bile kalmamış, herşey dümdüz. Neyse eyvallah dedik, boynumuz kıldan ince, yollarımız düzelecek, eve TERTEMİZ ve konforlu gidip geleceğiz. Derken 1453 adet kamyon var ya, hani şu 3.havalanı inşaatında hazır ola geçmiş de Guiness rekorlar kitabına girecekmiş.  Sırf o kortej değil, 5 vakte kadar Türkiye’nin dünyanın en büyük beton yığını olma rekorunu da kırdıracak olan kamyonlardan 10 tanesi buraya geldi, dağlarla kum taşımaya başladı. Yola döküyorlar, ortalık toz duman, göz gözü görmüyor. 5 gün öyle yaşadıktan sonra, bir tane kılkuyruk tanker etrafta dolaşıp,  yerlere su dökmeye başladı ve o yollar oldu mu çamur. Arabalar, motorlar, yollar çamur içinde, ama Allah için toz yok, devlet çalışıyor yani.

Ve işte sihirli formülümüzün başladığı an, bomba…  Mortepe inşaatından yine güle oynaya çıkıp evimize döneceğimiz bir akşam üstü, yola çıktık. Yolun o çamurlu yerine gelince bir baktık, o çamurun üstüne tankerlerle zift döküyorlar. Teorik olarak asfalt olacak ama, asfalt olması için çakıl lazım, o yok. Sadece zehir gibi kokan zift var, hani şu Red Kid’de  Daltonları batırdıkları.  Kumun üstüne 3 mm zift dökünce asfalt yol olacakmış. Tevekkeli ilk yağmurda yol mol kalmıyor.

Tamam arkadaş uyduruk da olsa yol yapıyorsun ama köyden aşağıya inen yol tek, başka yol yok. Yola bakıyoruz, ufka kadar siyah zift kaplı, yolun üstünden duman çıkıyor. E, biz nasıl ineceğiz aşağıya?

Hani, insan 3 – 5 tabela koyar, bir tarafına zift döker, öbür tarafından kontrollü araba geçişi olur, kuruyunca öbür tarafını yapar değil mi? Yok. Bütün yol zift… Gitmek istediğin yere zararsız ulaşmak için uçman gerekiyor.

Ne yapacaksın, mecburi girdik yola. Gidiyoruz saatte 5 km ile. 6 ile gitsem garanti araba batacak. Kum beji olan araba olacak, makam arabası, simsiyah. Ee, 5 km ile gidince yol bitmedi haliyle. Sonunda geldik anayola. Durduk, bir bakalım kurtardık mı, araba temiz mi diye. Bok temiz, pardon bekle temiz. Jantlardan, kapının tepesine kadar simsiyah zift.

3 derin nefes, hadi işin yoksa o yorgunlukla bir de arabayı temizle. Temizle de, ama neyle? Tiner, mazot arabanın boyasını bozuyor. WD-40 olur ama 20 tüp falan gider.  Bizim ustalarımızdan bir tanesi zihni sinir fikrini patlattı. “Abi bu zifti en iyi kola çıkarıyor.”

“ Ya bir git ya!”, akşam akşam bir de kafa buluyorlar, zaten sinirler altüst olmuş.

“Ya abi valla, bak iki gözüm önüme aksın doğru söylüyorum”.

Ne yapıcan çaresizlik işte. Eve dönerken alırsın 2 şişe kola.

Çiçek fısfısları vardır ya, tam onlardan birine dolduracağım kolayı. Bir o fısfısa baktım, bir arabaya, o iş bitmez. Gittim havalı boya tabancasını aldım, doldurdum içine kolayı. Tam püskürtmeye başlayacağım. Beni pencereden gören komşumuz endişe içinde geldi “Aman gözüm, ne yapıyorsun?” diyor.

Eee, burada oturan bizlerin herbiri kendi şahsına münhasır, biraz kaçık, çatlak, normal insan sınıfına girmiyoruz ama,  görüntü haliyle klinik vaka görüntüsü. Adam haklı, merak etmiş, beni kontrole gelmiş.

Dedim abi merak etme, kolayla zifti temizliyorum. Dedim, dedim ama, öyle söyleyince ben de anladım, biraz ters oldu tabii.. “Olur mu öyle şey yavrum!” falan dedi ama, bu manyakla fazla uğraşmayayım en iyisi diye düşündü herhalde, fazla uzatmadan gitti. Ben de ihtimal vermiyorum ama raconu da bozmuyorum işte… Kolayı fıslatmaya başladım..

Ee , ne oldu. Olmadı tabii.

Ulan neyle çıkaracağız falan derken, komşu geldi, “Neptün sen en iyisi onu mazotla çıkarmayı dene ha! Ne dersin kardeşim?” diye inceden inceden beni yokluyor. “Öyle mi diyorsun abi?” diye ben de onun yoluna girdim hafiften. Muhabbet sırasında dalmışım, arabaya bir döndüm, Hoppa!! Zift arabadan akmaya başlamamış mı? Bildiğiniz zift arabanın kenarından aşağıya şıp şıp akıyor. Gözümle görmesem inanmayacağım ama şu an araba tertemiz, cillop. Ama bir problem var. Biraz yapış yapış. Arabaya yapıştın mı kalıyorsun.

Yani sizin anlayacağınız, sofralarımızın baş tacı, hamburgerlerimizin en kral yandaşı, bu aralar içki yasak olduğu için iftar sofralarımızın vazgeçilmezi, bir zift sökücü. Dün itibariyle hayatımda kolanın gıda olma görevi bitmiş olup, kendisine pas sökücü, zift temizleyici, yağ çıkarıcı olarak yeni bir kariyer açmış bulunuyorum.

Bu asfalt işi tek bir işe yaradı, artık plakaya gerek yok, bizim buranın yerel arabaları hangileri, artık hemen biliyoruz. Biz Türkler de artık böyle şeyleri o kadar kanıksamışız ki, bir tane adam da çıkıp şikayet etmedi. Adamlar o şekilde yaptı gitti. Aradan 3 gün geçti, yolu kullanan yok. Çünkü hala arabaları perişan ediyor.

E, şikayet gelmediğine göre neymiş,  alın işte size bir zengin olma yolu. Alın bedavaya asfalt ihalesini, koymayın bir uyarı falan, dökün asfaltı boydan boya yola. Yolun sonuna da bir oto kuaför açtınız mı, perişan olan otolar ne yapsın gelip size temizletecekler. Doldurun bayisi olduğunuz kolaları fısfısın içine. Güzelce yıkayın arabayı kolayla, çakın 150 kağıdı, cukka cebe.

Facebooktwitterpinterest

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Barkod Etiketi üretimi yapan firmaların işi ciddi bir iştir. Bu anlamda sizin de hangi firmayla çalışma yatığınız çok büyük önem taşır. Kullanım alanı sınırsızdır. Her alanda ve her sektörde bu etiketlere ihtiyaç duyulur. Etiket çeşitleri ve Barkod etiketleri, seri üretimle hazırlanmaktadır. Etiketler ahşap, plastik, metal ya da cam gibi ambalajlı ürünlerin üzerilerine ugulanır.