Tahmini okuma süresi: 4 dakika

 

Zuckerberg ancak kampüsteki kızların fotoğraflarından hangisi daha güzel yarışması yaparak server çökertebiliyor, biz ise soğukta muslukları kapatırsanız susuz kalırsınız dedik, nerdeyse serveri çökertiyorduk. Hayata bakış, beklentiler farklı tabii.

Daha önceki yazıyı okumamışlar bu ne demiş diyebilir, o yüzden önceki yazının linki burada: http://mortepe.com/sehirden-uzakta-kisin-nasil-isinilir/

3 günde 5000 kişi yazıyı okudu, yorumlar, fikirler, hikayeler, sorular ardı ardına.. Ben de dedim ki, Sylvester Stallone, Rocky tuttu diye Rocky 5’e kadar yürüdüyse, ben de “Kırsal’da kış” 2,3,4,5, Allah ne verdiyse aynı konuyu temcit pilavı gibi yazar oradan yürürüm dedim. İyi demiş miyim?

Ne demişler söylediğimi yap, yaptığımı yapma. O kadar, at tut, ukalalık et, tüyolar ver suları dondurmamak için ne yapmak lazım diye, sonra sen git muslukları kapatıp da yat, sabah bir kalk, ulan yine sular donmuş, yine diş fırçalayacak su yok. Yine bulaşıklar dağ gibi, yine hijyen yerlerde.

Ama bu sefer kırsalda yaşam tecrübesi sınıfında “rookie”den “intermediate” derecesine atlamış olduğumuz için, hemen kulaktan dolma bilgileri uygulamaya geçirdik. Nedir bu bilgiler?

Bir güğüm suyu kaynatırsın. Kendisi sobaların üstünde konulup ısınan suyla buhar oluşturup ortama nem vermeye yarıyan bir metal testi. Eski Fatma Girik filmlerinden bilirsiniz aslında, az mı gitti güğümle çeşme başına bacım, yani başka işlevleri de varmış zamanında ama artık garbim sadece bu işle görevli).

Fotoğraf bir acaip, hanım kızımız da Fatma Girik değil Hülya Koçyüğüt ama olsun güğüm, güğüm ama.. Geçi o da süt güğümüü. Bahsettiğim güğüm farklı ama olsun.

Fotoğraf bir enteresan, hanım kızımız da Fatma Girik değil Hülya Koçyiğit .Güğüm, güğüm ama.. Gerçi o da süt güğümü. Bahsettiğim güğüm farklı ama eski Türk filmlerinden ancak bu fotoğrafı bulabildim.

Kaynamış suyu, daha önceden battaniyeyle sardığınız su saatinin üstüne yavaş yavaş döküyorsun, su saati ısınıyor ve içinde buz tutmuş su yavaş yavaş eriyor ve sular tekrar akmaya başlıyor.

Peki işe yaradı mı? Hayır… Bizim musluklar hala tıssss…

Hemen alternatif, çaresiz züppe şehirli yöntemine geçiş yaparak, alırsın eline saç kurutma makinesini. Boylu boyunca evin dışından geçen su borularını ısıtarak içindeki suyu çözersin. Tabii bu işlem 1-2 saat sürer.

 

İşten o kadar sıkıldım ki, sonunda işi yapmaya çok meraklı bir gönüllü buldum. Gerçi kendisi borular yerine etraftaki karları eritmeyi tercih etti.

İşten o kadar sıkıldım ki, sonunda işi yapmaya çok meraklı bir gönüllü buldum. Gerçi kendisi borular yerine etraftaki karları eritmeyi tercih etti.

İşe yaradı mı? Evet. Canını sevdiğim fön makinesi. Ve yine suyumuz var.

Burada genel olarak pek föne gerek olmadığı için, saç kurutma makinesi de zavallım öyle yatıyordu zaten. Kendisine böylelikle bir işlev kazandırmış olduk.

Gelelim sizden gelen yorumlara.

Zeytin odunu yakıyoruz deyince, herkes bir “Neee? Zeytin mi?, Yazıııkkk yakılır mı zeytin yahu?” deyivermiş ama merak etmeyin, ağacı kesip de yakmıyoruz herhâlde. Bildiğiniz gibi buralar zeytinlik ve her sene ağaçlar verimli olsun diye budanıyor. Budayınca da öyle 3-5 dal çıkmıyor. Neredeyse ağacın dörtte biri gidiyor. E, ne olacak o budanan parçalar? Başkasında odun, bizde lamba. Fakat bu soğuklar çok kötü vurdu, 3 haftada 1 ton odunu yemişiz. O yüzden bu aralar Burcu’nun gözü benim ayırdığım odunlarda, ben de hemen acil durum moduna geçtim. Sipariş verdim, yarın tekrar 2 ton odun geliyor. Bu arada merak edenlere; ısınmanın fiyatı şehirden çok farklı değil. 1 ton odun 350-400 TL, üç hafta bilemedin bir ayda kül.
Olsun, kül de işe yarıyor. Ne işe yarıyor? Temizlik malzemesi oluyor mesela ( Valla nasıl olur diye sormayın, ben de anlamıyorum, mantıken daha da kirletmesi lazım ama oluyor, hem de tertemiz, zararsız, ekolojik bir temizlik malzemesi oluyor. Konuyla ilgili olarak buyrun size bir arkadaşımızın bloğundan bir link: http://www.zehirsizev.com/ev/kul-suyuyla-tencere-tava-temizligi/ )

Ayrıca kül gübre olarak da kullanılıyor. Doğal, zararsız bir gübre. Fakat biz, yeni yetme kırsal şehirli olarak ne yaptık bugüne kadar? Bahçedeki varile döktük külleri. Varil doldu, şimdi yerinden kaldıramıyoruz. O bize bakıyor, biz ona. Elimizde bütün İstanbul’a yetecek kadar temizlik ham maddesi var.

Bir de demişsiniz ki, “Kuzineyi de hafife almayalım, çok güzel börek, çörek, patates yemeği yapılır”. Ya tamam da, zaten hava soğuk, tıkıldık içeri. Hareket edemiyoruz. Kuzinemiz var diye her gün börek, patates yersek ne olacak bizim bu halimiz arkadaşlar. Ondan sonra ilkbaharda evden yuvarlanarak çıkarız dışarı. Eskidenmiş o , erkeğin göbeklisi, hanımın balık eti olanı makbul durumları. Burada da gym yok ki gidelim iki pilates yapalım da yağlar gitsin, baklavalar geri gelsin. Gerçi artık ne yapsam gelmiyor geriye o baklavalar.

Bir de geçen sefer atladığım bir konu var. Bu soba denilen meretin her sene boruları temizlemek gerekiyor. Aslında biliyoruz, biliyoruz da, kim uğraşacak onunla. Yaktıkça yakıyoruz sobayı, temizlik hikaye. Arada Burcu diyor, bu sobanın borularını temizlemek lazım diye. Pis iş ya, ben hemen yan çiziyorum. Siz siz olun, hani kırsala yerleşeceğiniz tutar, atlamayın o işi. Meğer boruların içi çok dolarsa yangın bile çıkarırmış. Arayı açınca öyle bir kurum çıkıyor ki, temizlerken ırk değiştirip, Avrupalı’dan , African-American’a geçiş yapıyorsun. Sonra geriye dönmesi de kış günü bayağı zahmetli oluyor.

Benden kırsal’da kış tecrübeleri şimdilik bu kadar, daha da çıkarsa artık 3-4-5, oradan devam ederiz..

Facebooktwitterpinterest

İlgili Yazılar

5 Responses

  1. Yücel Saner

    Her zamanki gibi zevkle okudum, bu Pazar sabahı Stockholm’de.

    Cevapla
  2. Saba

    Baca sil diye bir ürün var. Kuzine alev alev yanarken için 1-2-3 tablet atıyorsun, o patlıyor ve dumanıyla boruları açıyor. Hondigon diye bir marka olanı da var 🙂

    N11’de satılıyor

    Cevapla
  3. arzu adıyaman

    Selam, bizim de büyük şehir sonrası ilk kışımız. Tam kırsal değil ama ‘şirin bir ege kasabası’ 🙂 odunumuz aynı hızda tükeniyor ama zeytin odunu daha ucuz buralarda. Geçenlerde benim de aklıma geldi, komşuya sordum bacayı ne kadarda bir temizliyorsunuz diye… Hiç temizlemiyoruz dedi. Acaba kömür yakınca mı gerekli oluyor? Bilemedim. Baca ayrı, soba borusu ayrı bir de değil mi? Külle bulaşık yıkıyorum, yine de yaşam alışkanlıklarını pat diye değiştirmek biraz garip. Sevgiler…

    Cevapla
    • neptun

      Merhaba,
      Size de kış boyu sabırlar diliyorum. 🙂
      Hem boruları, hem de bacayı temizlemek gerekiyor. Komşu temizlemiyor olabilir ama bir bakmışınız bir akşam komşunun bacadan alevler çıkıyor.
      İçinden çıkan kurumları görünce ben hayretler içinde kaldım, ve o kurumlar soba yanarken ısınıp köz oluyor. Onu da gördüm.. Yani siz komşuyu dinlemeyin bence, insan biraz siyahlaşıyor ama garantili.. Hem soba da daha iyi çektiği için daha çok ısıtıyor 😉

      Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Barkod Etiketi üretimi yapan firmaların işi ciddi bir iştir. Bu anlamda sizin de hangi firmayla çalışma yatığınız çok büyük önem taşır. Kullanım alanı sınırsızdır. Her alanda ve her sektörde bu etiketlere ihtiyaç duyulur. Etiket çeşitleri ve Barkod etiketleri, seri üretimle hazırlanmaktadır. Etiketler ahşap, plastik, metal ya da cam gibi ambalajlı ürünlerin üzerilerine ugulanır.