Tahmini okuma süresi: 3 dakika

 

Şimdi diyeceksiniz ki,

Arkadaşım! Şehri bıraktın, o gazla 3-5 yazı yazdın, bize hem yol gösterdin, hem de güldürdün, sonra o gaz havaya karışınca sesin bir kesildi, bir senedir tık yok.

Valla haklısınız. Bu yazı işleri, hem düşünmek, hem de yazmak açısından çok zaman alıyor. Bu arada tabii ki bir çok yazılar yazdım, ama o yazılar hem mevsimsel yazılar, hem de eğlendiricilikten ziyade daha bilgi verici yazılar, o yüzden zamanı geldikçe yayınlayacağım.

Ama ben size  şu geçmiş 1 seneyi kısaca bir özetleyeyim de neden  sesim kesildi bir anlayın.

Takip edenleriniz bilir, Mortepe’ye ahşap, ekolojik bir ev yapıyorduk ki hala yapıyoruz. Her şey çok güzel gidiyordu ve ben bir yandan evin ortaya çıkışını seyrederken, bir yandan da o keyifle sizlere o yazıları döşeniyordum ki, bir iş için İstanbul’a gidip de geri döndüğümde benim süper! marangozumun, o arada, eve benim kattığım estetik karakterin dışında, farklı bir algı katmak adına evi Pisa kulesinden esinlenerek yamuk yapmış olduğunu fark edinceye kadar.

ahşap ev

İşte o noktada, bu güzelim yamuk ev projesinin günler içersinde bana daha neleri karşıma çıkaracağına emin olamadığımdan bu yetenekli! ve eşi bulunmaz! marangozumuzla yolları ayırarak, evi düzeltmek ve bitirmek üzere, bir Istanbul’lu arkadaşımızla birlikte kolları sıvayıp, testere, matkap, vida, fırça elimize alıp çalışmaya başladık.

E, noldu bizim yazı işleri yalan oldu.

Tam bitiriyoruz artık yazıları yazmaya devam edebilirim derken, İngiltere’den bir telefon. Benim eski müşterilerimden biri.. “Duydum kardeşim, orada 3 ayda yamuk evi düzeltmişsin, biz burada perişanız, 3 senedir burada ev yapıyorum, ben bittim, iş bitmedi. Gel, gözünü seveyim, şu benim evi de bitir” dedi.  Hoopp doğru İngiltere.. O konuyu da ayrıca anlatırım ama, bitmez tabii orada iş. Duvara delik delmek için “profesyonel” çağırıyorlar, 3 hafta bekliyorlar. Adam geliyor bir “bızzzzztttt”,  200 pound. Mis… Sonra gidiyor..

Benim profesyonel marangozu oraya bir göndersek hayırlısıyla, 3 sene içinde 2. Dünya savaşında Almanların verdiği zarardan daha büyük zarar vermezse namerdim. İngiltere’nin ekonomisi çöker yeminle.

Neyse, baktım İngiltere güzel, her taraf yeşil, millet çatır çutur İngilizce konuşuyor, birisi öyle televizyonlara çıkıp “Eyyy!!” diye atarlanmıyor, haberlerdeki en önemli haber, abinin teki yol kenarına çöp dökmüş, yakalanmış, “Aha, bu döktü!” diye milletin gözüne sokma haberi, inanmazsınız her kasabada tiyatro, hatta kütüphane bile var, parası desen sabit, dünyanın dibi olan Mariana çukuruna daldıktan sonra o gazla Everest’e tırmanma gibi bir misyonu yok, karşıdan karşıya geçmesi biraz bize ters ama ee artık, o kadar kusur kadı kızında da olur .. Dedim, o zaman şehirden kaçanlar için değil mi Mortepe, bu da bir nevi ondan sayılır, bu aralar çok trend olan Ankara anlaşması vizesine başvurdum.

Sonuç: Şu anda İngiltere’deyim, yarın Türkiye’de.. Hayat birazcık olsun daha sakinleşti, bundan sonra size biraz İngiltere’den, biraz Türkiye’den ve zıpkın gibi duran ahşap evimizden yazacağım, ama artık yazacağım.

Konularımız, biraz ekolojik yaşam tarzı, ekolojik tasarım, hava ve su,  biraz da İngiltere yaşam tarzı, bu vize ile gelmek isteyenlere biraz rehberlik konuları olacak…

Mevsimini geçirmeden bazı bilgileri vermem gerektiği için de, çok kısa zamanda yeni yazılar yolda. 😉

Sağlıcakla…

Facebooktwitterpinterest

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.