Tahmini okuma süresi: 3 dakika

 

İşlerin hepsi şehirde, şehirden uzaklaşırsak işimizi devam ettiremeyiz, aç biilaç soğan ekmek yeriz diye hep bir endişe var değil mi içimizde? Bu konuyu önümüzdeki sene tekrar bir konuşalım, ne de olsa  biz de yeniyiz bildiğiniz üzere, “Bakın kırsala yerleştik zengin olduk, naberr?” diyemiyorum haliyle 🙂 Ama bu işi gâvur nasıl çözmüş anlatayım bir size.

Uzun uzun şöyle yapılır, böyle yapılır demek yerine size birkaç örnek vereceğim.

İngiltere’de New Forest diye bir bölge var, Londra’ya 150 km uzakta. Buranın büyük bir orman alanı oluşu ve burada evcil hayvanlar dahil bütün hayvanların özgürce, bağlanmadan istedikleri gibi dolaşmaları buranın en önemli özelliği. Bu arada bu bir kural, isteseniz de bağlayamıyorsunuz yani atınızı eşeğinizi. Sonra bul bakalım bulabilirsen.  İstanbul’un orta yerinde bile otlayan inekler, koyunlar bulabilecek, hatta yılın belirli dönemlerinde çatılardan koç, boğa, deve toplayan biz, hayvan haklarına en duyarlı millet Türkler için, bu özellik çok bir önem taşımasa da, İngilizler bu durumu anlatırken kendilerinden geçiyorlar, bölgenin içinde özel tur falan yapıyorlar, Japon turistler gibi fotoğrafa doyamıyorlar. İşte, bu bölgenin içinde de bizim köylerden hallice birkaç köy mevcut.

new forest horses

Fotoğrafa bakınca, bize ters gelen atların etrafta dolaşması değil de, bu binaların olduğu yerin İngiltere’nin sıradan bir köyü olması, yanlış mıyım?

Anlattığım işte bu bölge, dünyadaki en ünlü, marka olmuş yat tasarımcılarının toplandığı bölge. Yanlış anlamayın burada deniz falan yok ha. Deniz 40km uzakta. Adamlar, Londra’nın kaosundan, trafiğinden bıkmış kendilerini buraya atmış. Köyün birinin içine giriyorsun. Etrafta, traktörler, samanlar, sağda solda dolaşan katırlar falan, köşede bir ahırın önünde 2 Ferrari, 3 Maserati, 1 Porsche park etmiş, duruyor. Hoppa, “Medeniyet başka şey canım. Adamlar köye spor araba galerisi açmış” dersiniz. Ama o ahır bizim tasarımcılardan bir tanesinin ofisi. Adamın hakkı, kolay mı Abromovich’e tekne yapmak, dizsin tabii arabaları yan yana galeri gibi..

sport cars new forest

Bakmayın arkada şato olduğuna, hafta arası bu arabalar ahırın önünde

Başka bir örnek. Herrenberg, Almanya’da Stuttgart’a 40km uzaklıkta bir kasaba. Minik tarihi evlerle dolu bir meydanı olan küçücük bir kasaba.  Burada dünya öncüsü iki firma var. Biri Walter Knoll. Benim de bir süredir çalışmalar yaptığım dünya devi mobilya firması. 150 sene evvel orada kurulmuşlar, ona diyecek bir şey yok. Fakat bir de Roman Klis Design adlı bir firma da orada. İlginç, keyifli bir sahibi var. Adamla bir akşam yemeğe gittik.  Adamın orada tabii trafik problemi yok, arabasının şarjı trafikte beklerken biter mi diye strese girmesini gerektirecek bir durum olmadığı için gitmiş elektrikli bir BMW almış. Ofiste otururken çıkardı Iphone’ununu. Bana “Bak şimdi arabayı çalıştırdım. Aaaa, arabanın içi 17 derece. Üşürüz yahu.. Ben 21 dereceye ayarladım 3 dakika 38 saniye sonra 21 derece olacak, ne tarz müzik seversin, sisteme indirteyim hazır olsun”, falan diye bir sürü Kara Şimşek numaraları gösterdi. Araba bir park ettiği yerden kapının önüne gelmedi, o kadar.  Neyse, bu firma, Nestle’den Mövenpick’e, Johhny Walker’dan Ülker’e, dünyada bildiğiniz bir çok belli başlı firmaya grafik, paket ve kurum kimliği tasarımı yapıyor. Nereden yapıyor? Almanya’nın küçücük bir kasabasından.

Hele bir de bakın bakalım, dünyanın en lüks banyo armatürü markalarından biri olan Hansgrohe neredeymiş? Schwarzwald, bildiğin Karaçam ormanı.

Herrenberg meydanı

Herrenberg meydanı

Yani diyeceğim, her ne kadar bizim gibi ununu elemiş, eleğini asmış, Avrupa’ya değer katıp, maddi hiç bir çıkar olmadan bilgeliğini, barışı, insanlık sevgisini, birlik ve beraberliğin anlamını, Avrupalı kardeşlerimize yaymak amacında olan bir ülkeyi anlamayıp Avrupa’dan şutlasalar da, artık sınırlar eskisi gibi değil, fiziki bir sınır olsa da onun pek önemi olmayıp, işi nereden nasıl yaptığınız değil, ne nitelikte yaptığınız önemli. Bu sadece uluslararası işlerde değil, yerel ofis işlerinde de durum aynı. Yavaş yavaş insanlar, ofislerde değil, evlerinden çalışmaya başlıyorlar. Yazışmalar email, konuşmalar skype, toplantılar telekonferansla yapılıyor. Bizim işimizde müşteri zaten ofislerimize pek gelmez. Gideceksek de biz müşteriye gideriz. Dolayısıyla bağlantıları sürdürebildiğiniz sürece işlerin şehrin dışında devam etmemesi için bir sebep yok. Ama kreatif işler için bu durum daha kolay tabii. Kurumsal işlerin bu kıvama gelmesi için daha biraz zaman var maalesef. Coca-cola’da , HSBC’de, Unilever’de çalışıyor olsam, o zaman 10 sene taksitle ev, 5 sene taksitle araba, hafta arası trafik, haftasonu AVM, senede 2 hafta tatile eyvallah deyip, Mandra filozofuna bağlayamazdım. Gerçi onlar da artık yavaş yavaş durumu anlayıp dijital ofislere geçiyor,  sizin daha geçme zamanınız gelmedi mi?

Facebooktwitterpinterest

İlgili Yazılar

1 Yorum

  1. Mehmet Erem

    Digital ameliyathaneler ile ilgili bildigin bir kasaba ornegi var mi ecnebide?

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Barkod Etiketi üretimi yapan firmaların işi ciddi bir iştir. Bu anlamda sizin de hangi firmayla çalışma yatığınız çok büyük önem taşır. Kullanım alanı sınırsızdır. Her alanda ve her sektörde bu etiketlere ihtiyaç duyulur. Etiket çeşitleri ve Barkod etiketleri, seri üretimle hazırlanmaktadır. Etiketler ahşap, plastik, metal ya da cam gibi ambalajlı ürünlerin üzerilerine ugulanır.