Tahmini okuma süresi: 3 dakika

 

Geçenlerde, bir Cumartesi öğleden sonrası, keyif bu ya, muhabbete bir arkadaşıma gidelim dedim. Hem bizim çocuklar oynar, birbirlerini meşgul eder, biz de böylece aradan sıyrılır biraz laflarız, iki nefes alırız diye. Keyif bol yani . Bindik arabaya, şarkı, türkü gidiyoruz.  Bir baktım, arabanın yakıt azalmış. Dedim, şimdi strese gerek yok,  alayım 50 TL’lik mazot da kafam rahat olsun.

Girdik, enerjisini yediğimin Energy istasyonuna. Dedim 50 TL. Araba, 4X4 pickup. Üniforması üzerine 2 numara büyük gelen hoş ve boş bakışlı pompacı, ”Tamam abi” diyerek hemen işine koyuldu. Ben kendi çevremde iki tur atıp, Riya’ya da 2 laf yetiştirinceye kadar bir baktım, “Lannnnn herif bizim depoya benzin basıyor!”. Ulan, benzinli kamyonetin tedavülden kaldırılma tarihi herhalde 1950. Range Rover bile arabaları artık benzinli yapmayı bıraktı da sen ne akla hizmet dizel arabaya benzin basıyorsun be pompacı! Ben “Hooppp” deyinceye kadar depoya 10 lt benzini koydu.

Bende tabii haliyle devreler attı, benzin istasyonun ortasında samba yapıyorum, bizim hoş ama boş bakışlı pompacının durumuysa sanki adamı ışınlamışlar Tokyo’nun en işlek caddesindeki benzin istasyonuna bırakmışlar da durumu daha idrak edememiş, gözlerde endişe tavan yapmış, nerede olduğunu, neler olduğunu  bir türlü anlayamıyor, fiziğim burada ama kendim yokum, bakıyor. Ben tam sambayı amuda kalkıp devam ettirecekken, bunun kankası öbür pompacı geldi. “Tamam abi, sen dert etme çekeriz hemen benzini depodan” diyerekten gitti bir bidon, bir de bahçe hortumu aldı geldi. Yıl 2017, 21. Yüzyıldayız, benzin çekme aparatı hala 1 metrelik hortum ve ağız.  Adam dayadı ağzına hortumu, tam bir 80’ler sahnesi, ama çek çek gelmiyor. Adamın gözler, şaşı bak şaşır. Bir derdimi anlayan oydu, herifin de gözler kaydı, bayıldı bayılacak.  Artık tam cörtleyecek, “Abi bundan gelmiyor ya!” dedi. E be arkadaşım yıl  2017, yeni depolardan benzin çekilemiyor ki artık!

Ulan yoksa ben mi “Back to the future” oldum da, benim arabayla 80’lere dönüp benzin almaya çalışıyorum. Kafa bunu düşünecek kadar gitti yani…

Bizim pompacıların temsili resmi bu kadar iyi mi olur?

Bizim pompacıların temsili resmi bu kadar iyi mi olur?

Eeee ne yapacağız? Tek alternatif kaldı deponun geri kalanını mazotla doldurmak. Neyse bastılar deponun tepesine kadar diesel. Deponun içinde 60lt diesel 10lt benzin. İyi tamam da şimdi motoru çalıştırsan bir dert, çalıştırmasan zaten cumartesi cumartesi çakılacağız oraya. Ulan diyorum, şimdi Amerika’da olacaktık, tazminat davasından gelecek parayla arabayı sıfırlamıştık. Kafada bu düşünceler, parayı ödüyorum, bizim benzin dumanından şaftı kaymış pompacı demez mi, “Abi bir de benzin vardı, onu kartla mı ödeyeceksin?”.  Biz arabayı sıfırlamanın hayalini kuruyoruz, herif bizim arabanın ırzına geçip, mesir macununu da bize ödetmeye kalkıyor, iyi mi?

Keyifli bir Cumartesi akşamının içine böyle edilir yani. Neyse ikinci tur sambadan sonra, tabii ki benzini ödemeden bindim arabaya da, elim çalıştırmaya gitmiyor.

Sonunda her ne kadar o taraklarda bezim olmasa da bir besmele çekip çevirdik kontağı. A, çalışıyor araba. Neyse az gaz, arabayı zorlamadan vardık arkadaşıma.

İlk iş, dedik bir internete bakalım nedir bu işin iç yüzü. Canım Türkiye’m. Biri diyor “Baba, araba fişekler, İstanbul- İzmir 2.5 saat”. Anlayacağınız Formula 1 arabaları aslında dizel motor, ama içine benzin koyuyorlar da öyle gidiyor. Öbürü diyor, “Abi sen arabanın içinden alacaklarını al, kitle arabayı, bin taksiye en yakın galeriye git, kendine yeni araba al. Bundan sonra arabadan bir cacık olmaz!”.  Bu engin bilgilerden bir yere varamayacağımızı anlayınca, Pazartesi günü benim servisin açılmasını beklemeye karar verdim.

Neyse yattık kalktık, yattık kalktık, oldu Pazartesi. Ben sabahın sekiz buçuğunda, hemen servisi aradım. Bizim Ahmet Usta dinledi, “Hmmmm!” dedi, sonra “Motor çalışıyor mu?” dedi. Sonra bana, “ Depoya 2 lt motor yağı koy, devam et. Yolda giderken problem olursa beni ararsın”, demez mi?

Biz 2 lt motor yağını da koyduk mu depoya? Bizim depo oldu B52 kokteyl. Artık hangisi üste, hangisi altta kaldı bilmem ama bunların birbiriyle karışmayacağı kesin. İkinci bir besmele. İman gücüyle çalıştı motor. Başladık gitmeye, çıktık İstanbul’dan Mortepe yoluna.  O şekilde, arabanın deposu azaldıkça üstüne mazot ekleye ekleye 3 depo yol gittim, valla arabada tık yok.

Yani diyeceğim şudur ki. Bir gün olur da siz de hoş ama boş bakan bir pompacıya denk gelip de dizel aracınıza benzin koydurursanız, üstüne hemen gidip, miktarı münasip yağ kattınız mı, araba gidiyor. Ben birinci ağızdan başıma geleni sizinle paylaştım, aklınızın bir köşesinde bulunsun. Ama bir şey olup da yakındaki galeriden yeni araba almak zorunda kalırsanız, burası Amerika değil, zırnık ödemem, bu da biline. Anlattığım benim tecrübem, sizinki size kalmış.

Facebooktwitterpinterest

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.